Distopya üzerine

Anti-ütopya Yunanca dystopia) çoğunlukla ütopik bir toplum anlayışının anti-tezini tanımlamak için kullanılır. Distopik bir toplum otoriter – totaliter bir devlet modeli ya da benzer bir başka baskıcı sistem altında karakterize edilir. kaynakça: wikipedia

Distopya; erişilmesi olası görülmeyen, gunumuz ve içinde bulunduğumuz toplumun değer yargılarına göre kötü olarak nitelendirilen gelecek senaryosu. Ütopya ile benzeşen bir terim ama tanımlardan anlayacağınız üzere tam tersi manaya geliyor. William Golding’in sineklerin tanrisi (lord of the flies), George Orwell’in 1984 ve Aldous Huxley’in brave New World kitaplari iyi birer distopya örneğidir.
Akla gelen distopya film örnekleri ise aşağıdaki gibidir. Sizler de aklınıza gelen filmleri paylaşırsanız listeye eklerim
Metropolis, fritz lang, 1926 : İnsanlık artık ikiye ayrılmıştır. Yeraltında makinelerle birlikte yaşayan sınıf ve yukarıda daha konforlu bir yaşam süren yönetici sınıf. Lang, bölünmüş toplumsal yapıyı, insanı bir aşktan yola çıkarak, uzlaştırmaya çalışır.
Things to come, william cameron menzies, 1936: 1940 yılında, giderek bir refah ve tüketim toplumu olma yolundaki İngiltere aniden saldırıya uğrar ve on yıllar sürecek bir dünya savaşı başlar. Medeniyet neredeyse çöker, imalat, ticaret durur, insan ırkı ilkel bir şekilde hayatta kalmaya çabalar. 1966’da ortaya çıkan bir salgın hastalık sonucu insan nüfüsu iyice ufalır ve küçük gruplar halinde yaşamaya başlar. Savaşın neden çıktığını bile hatırlamaz.
The lord of flies, william golding, 1954: Bir uçak kazasında bütün yetişkinler hayatını kaybederken bir grup küçük çocuk hayatta kalmayı başarıyor. Issız adada tıkılı kalan bu çocuklar hayatta kalmak için mücadele vermeye başlarlar. Fakat böyle bir durumda bile ayrılıklar ortaya çıkar. Çocuklardan oluşan bu grup ikiye bölünür ve iki farklı lider tarafından yönetilir. Her iki grubun da amacı farklıdır. Gruplardan biri eğlencesine bakarken diğer grup hayatta kalmak için çözümler aramaktadır. İki grup ve liderleri arasında başlayan çekişme zamanla büyük bir rekabete dönüşür ve işler korkunç bir noktaya sürüklenir.
Nobel ödüllü William Golding’ romanından uyarlanan bu film insanoğlunun içgüdülerine yapılan sıradışı bir yolculuk niteliğinde.
On the beach, stanley kramer, 1959: Soğuk savaş dönemine gönderme yapan film daha doğrusu öyle bir dönemde ilgi çeken bir kurgu ile geliyor film karşımıza. Savaş, üstelik de nükleer kaynaklı bir savaş ortalığı kasıp kavurmuştur. Yıl 1964 ve kuzey yarımkürede hayat sona ermiştir.Amerikan denizaltısı Avustralya’da demir atar. Bu bölgeye henüz felaket ulaşmamıştır ancak radyoaktif bulutların gelip
The time machine, george pal, 1960: Film, 1899’da Londra’da yaşayan zaman makinesini icat eden George’un hikayesini anlatmaktadır. 31 Aralık 1899 gecesi George arkadaşlarına zamanın dördüncü bir boyut olduğunu ve zaman yolculuğunun mümkün olduğunu anlatır. Yaptığı küçük bir prototip zaman makinesini uzak bir geleceğe yollar fakat arkadaşları bunu görmelerine rağmen, ona inanmazlar. George, onlara beş gün sonra tekrar gelmelerini söyler. Beş gün sonra, yani 5 Ocak 1900’de geldiklerinde üstü başı perişan bir halde çıkan George başına gelenleri anlatmaya koyulur. Kendisi bir hafta önce gösterdiği prototipin büyük boyutlu olanını yapmıştır. Misafirleri gittikten sonra makineyi kullanmış ve geleceğe gitmiştir. Bu makine sayesinde mucizevi bir şekilde 1899 yılından 802.701 yılına gitmiştir. Bu milyonlarca yıl uzaklıktaki gelecekte, insanoğlunun iki düşman ırka bölündüğünü fark eden George, kendini acımasız bir savaşın tam ortasında bulmuştur.
Sins of the fleshapoids, mike kuchar, 1965
Alphaville, jean luc godard, 1965
Fahreneit 451- francois traffaut, 1966
Planet of apes, franklin schaffner, 1968
2001: a space odessay, stanley kubrick, 1968
Thx-1138, george lucas, 1971
A clockwork orange, stanley kubrick, 1971
Soylent green, richard fleischer, 1973
Sleeper, woody allen, 1973
Zardoz, john boorman, 1974
Logan’s run, michael anderson, 1976
Madmax, george miller, 1979
Blade runner, ridley scott, 1982
Videodrome, david cronenberg, 1983
1984, michael anderson, 1984
Terminator, james cameron, 1984
Brazil, terry gilliam, 1985
Robocop, paul verhoeven, 1987
Batman, tim burton, 1989
Kafka, steven soderberg, 1991
Delicatessen, jeunet & caro, 1991
Blue velvet, david lynch, 1994
Strange days, kathryn bigelow, 1995
Ghost in the shell, mamoru oshii, 1995
12 monkeys, terry gilliam, 1995
The city of lost children, jeunet & caro, 1995
Johnny mnemonic, robert longo, 1995
Crash, david cronenberg, 1996
Gattaca, andrew niccol, 1997
Dark city, alex proyas, 1998
Existenz- david cronenberg, 1999
The matrix, wachowski brothers, 1999
The beach, danny boyle, 2000
Distopya diyinde son zamanların popüler dizisi, black mirror’dan bahsetmemek olmaz. Black mirror

One comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir