Fatih Sultan Mehmet Kardes Katli

 

Kardeş Katlinin Meşrulaştırılması ve Bu Deliliği Anlamamızı Bekleyenler

Aşağıda okuyacaklarınızdan daha acısı, bu okuduklarını dizilerden ve darbe zihniyetinin yayıldığı tarih kitaplarından ezberledikleri cümlelere sığınarak olağan karşılayan insanların aramızda dolaşıyor olmasıdır.

Kardeş Katlini Hangi Padişah meşrulaştırdı

Fatih Sultan Mehmet, saltanatının son dönemlerinde yürürlüğe koyduğu ünlü Kanunnamesi’ne kardeş katlini meşrulaştıran şu maddeyi eklettirdi: “Ve her kimesneye evladımdan saltanat müyesser ola, karındaşların nizam-ı alem içün katl etmek münasiptir. Ekser ulema dahi tecviz itmiştir. Anında amil olalar.” Bu maddenin ardından paranoyak padişahlar, kardeş, amca, dayı demeden iktidarına tehdit oluşturma ihtimali olduğunu düşündükleri herkesi öldürmeye başladı.

 

Nizamı Alem için kardeş katli

Ayasofya tarihimizin önemli bir parçası ve ziyaret edilmesi gerken yerlerden biri. Ayasofya müzesini ziyaret edenlerin türbeleri gezerken içeride yer alan çinilere, sandukalara bakıp çıktığını ve hızlı adımlarla devam ettiğini görmek mümkün… Asıl amaç Ayasofya’yı gezmek elbette ama adımlar hızlı bir şekilde bir biri ardına sıralanırken koskoca bir tarihin en acı kısmını gözden kaçırıyorlar. Ziyaretçilerin hızlı bir şekilde gelip geçtiği bir türbe var ki Osmanlı’nın bu kardeş katli vaciptir kanununu ne kadar acı anlatıyor bize.

3. Murat Türbesi

Bu türbe bahçede 3.sırada olan ve içlerinden en “kalabalık” olanı 3. Murat’a ait türbedir. Bu türbede tamı tamına 54 mezar ve bu mezarlara ait sandukalar bulunuyor. İçeri girince 3. Murat’ın sandukasının ayak ucunda sıra sıra dizilmiş olan minik bebek sandukalarını göreceksiniz. Dikkatsiz gözler ya da Osmanlı tarihini okumayanlara, bu ufacık sandukalar pek bir şey ifade etmiyor olabilir fakat o 18 sandukada yatan minicik bedenlerin tamamı aynı günde sırayla abileri tarafından katledildiler desem…

Bu 18 küçük şehzade 28 Ocak 1595 günü, şehzade kanı akıtmak vacip olmadığından domuz ilmiğiyle katledildiler. 3.Murat henüz yeni bu dünyaya veda etmişti daha cenazesi gusulhanede yıkanıyor ve gerekli İslami kurallar yerine getiriliyordu. Cenazenin başında bekleyen tahtın varisi ve şehzadelerin en büyüğü 3. Mehmet, sadrazamını yanına çağırıp kulağına fısıldadı: Atam Fatih’in Kanunnamesini uyguluyorum, emrimdir. Sadrazamın tüyleri diken diken olmuştu olmasına ama emri veren yeni cihan padişahıydı. Sesi bırak, nefesini bile çıkaramadı. Başı önde dışarı çıkarken dizleri titriyordu. Padişah 1 yada 2 değil, 18 şehzadenin idam hükmü vermişti ve sadrazamın yapabileceği hiç bir şey yoktu, pay-i taht için emir verilmişti ve uygulanacaktı. Sadrazam cellatları çağırttırdı, emir iletildi. Dilsiz Cellatlar sarayın koridorlarına dağıldılar. Sarayın farklı odalarında bulunan, bir kısmı ağlayan, bir kısmı oynayan, bir kısmı daha sütten bile kesilmemiş 18 şehzade sıra ile boğuldu. Henüz cansız bedeni toprağa verilmemiş olan babaları 3. Murat’la birlikte defnedildiler. Ayak ucuna… 3. Mehmet’in kardeşi olan bu şehzadeler: Abdullah, Abdurrahman, Alaattin, Ali, Beyazıt, Cihangir, Hasan, Hüseyin, İshak, Korkud, Mahmud, Murad, Mustafa, Osman, Ömer, Selim, Yakup ve Yusuf idi.

Alman elçilik heyetiyle gelen Baron de Wratislaw’ın anılarından

3. Murat’ın ölümünün ardından Sultan Mehmet gizlice İstanbul’a gelmiş ve ilk olarak 19 kardeşini saray dilsiz cellatlarına boğdurtmuştur. Sarayda bu dilsizlerin görevleri, özellikle bu tür işleri halletmekti. Saray dilsizlerinin elinde birer kaytanla boğulan bu bahtsız şehzadelerden biri (düşünüğ konuşabilecek kadar büyük olanlardan biri) ölmeden önce bir kez olsun padişah kardeşinin yüzünü görmesine izin verilmesini istemiş, çok yalvarıp yakarmışsa da, bu lütuf bu kardeşten esirgenmişti! 3. Murat’ın gebe olan hasekilerinden ikisi de  marmaranın sularında atılarak boğdurulmuşlardı. Bütün bu caniyane işler yapıldıktan sonra, yeni hünkara bu çok gaddarca buyruklarının yerine getirildğini göstermek için, öldürülen kardeşler, çok kıymetli halılar içerisinde, büyük padişahın huzuruna getirilmiş ve padişahın içinde herhangi bir kuşku kalmaması sağlanmıştı. Kendisine rakip olabilecek kişileri ortadan kaldıran, bütün tehlikeleri bu surette bertaraf eden yeni Hünkar, kardeşlerinin muhteşem bir surette donatılıp babalarının gömüldüğü türbeye, onun hemen yanıbaşına gömülmesini ve herbirinin sandukası üzerine sorguçlu birer kavuk konulmasını buyurmuştu.”

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir